İçeriğe geç

Oruç tutarken susuzluk nasıl giderilir ?

Oruç Tutarken Susuzluk: Bir Ramazan Gününün Hatırası

Ramazan ayı, Kayseri’nin sıcağında, ben ve annemin ortak ritüelini paylaşarak geçirdiğimiz o özel zamanları hatırlatıyor. O zamanlar, sabah namazıyla başlar, güneşin ilk ışıklarıyla oruçlar başlardı. Her anı, bir beklentiyle dolu, bir arayışla geçerdi. O anlardan biri vardı ki, hâlâ taze bir şekilde aklımda. Her şeyin başladığı o anı hatırlıyorum. Susuzluğun, tüm bedenimi sardığı o anı.

O gün, Kayseri’nin sıcaklığı, bana her geçen dakika daha da zor geliyordu. İftar vaktine kadar geçen sürede, suya olan özlemim her geçen dakikada artıyordu. Kalbimde büyük bir boşluk vardı, sanki suyu içmek değil, onunla buluşmak gerekiyordu.

Oruç ve Susuzluk: Bir Savaş

O sabah, sahura kalkarken içimdeki huzursuzluğu hala hissediyordum. Uykusuz bir geceyi ardımda bırakmıştım. Kahvaltı sofrasında, annemin hazırladığı zeytinler, peynirler, ekmekler… Her biri, akşam iftarında yaşayacağım susuzluğun gölgesi gibiydi. Susuzluk, bedeni değil, ruhu zorluyor gibiydi. Sadece bedenim değil, zihnim de her an su arıyordu.

İftar saati yaklaşıyor ama zaman da bir o kadar ağır ilerliyordu. Bütün bu hissiyatı yaşarken, Kayseri’nin sıcak akşamlarında bir yere oturup, bir su içme düşüncesi, bir umut ışığı gibi geliyordu. Ama işte, bu yüzden oruç vardı: Susuzluğa tahammül etmek, bir sınavdan geçmek, sabırla beklemek… Ne kadar güç olsa da, bu hisler, bana hayatta ne kadar az şeye sahip olduğumuzu, bazen sabırla geçmesi gereken anlar olduğunu hatırlatıyordu.

İftara Bir Saat Kaldı: Gözlerimdeki Alev

İftar vaktine yaklaşırken, dilim kuruyor, vücudum susuzluktan adeta çatlıyordu. Çalışma masamda bilgisayarımı açtım, yazmaya başladım ama bu yazı da bana hiç güzel gelmiyordu. Sadece suyu düşünüyor, suyun hissiyatına takılıp kalıyordum. Kafamda binlerce düşünce var, her biri beni başka bir yere sürüklüyordu. Ama şu an suya olan açlık, daha fazla içimi kemiriyordu. Hızla geçen zaman, benim için bir hırs olmaktan çıkıp, bir bekleyişe dönüşmüştü. Sadece o anı yaşamak, o an geldiğinde suyu içebilmek için her şeyi geride bırakıp, oranın bekçisiydim.

Dışarıda güneş yakıcıydı, Kayseri’nin o meşhur sıcak akşamları vardı. Şehirdeki yoğun sıcak, sadece gövdemi değil, kalbimi de etkiliyordu. Saatlerce susuzlukla savaştım. Sanki her yudum suyun bana ne kadar değerli olduğunu hatırlatmasını istiyordum. Hayal kırıklığına uğramıştım, çünkü sabırla beklemek ve gerçekten susuzluğu hissetmek, orucun güzelliklerinden biri olmalıydı. Ama bu, o an beni adeta içsel bir boşluğa itiyordu.

Bir yudum suyun nasıl bir hediye olduğunu anlatmak zor. O an, bu basit şeyin bir mucize olduğunu düşündüm. Sadece su değil, içimin ferahlaması, ruhumun rahatlaması gerekiyordu. Ama ne yazık ki sabretmek, benden her şeyi alıyor gibiydi. Su, değilse de içimdeki o boşluk…

İftar: Sonunda O Su

İftar saati geldiğinde, gözlerim sofrada ki buz gibi suyu aradı. Ama su sadece bedeni değil, duygularımı da yıkayıp götürecekti. Hızla bardak suyu elime aldım. İlk yudumu içtim. O anda sanki tüm vücut huzura erdi. Bu, sadece suyun verdiği fiziksel rahatlama değildi. O an, yaşadığım o dayanılmaz susuzluk, bana hayatta sahip olduğum her şeyin kıymetini hatırlatıyordu.

Yudum yudum içtikçe, bedenimle birlikte ruhum da dinleniyordu. Sanki yıllardır içmediğim suyu içiyordum ve her damlası, bana sabırla, hoşgörüyle geçilmesi gereken zorlukları anlatıyordu. O gün, bu zorluk sadece susuzluk değildi; hayatta bazen sabırla geçilmesi gereken anlar, tıpkı oruç gibi, ruhu terbiye ediyordu.

O akşam, Kayseri’nin sıcağında o anı yaşamak, bana huzur verdi. Susuzluk, sadece bir bedensel hal olmaktan çıkıp, ruhumu eğiten bir deneyime dönüşmüştü. Sadece su değil, sabır da tatlıydı. Bu, orucun öğretisiydi. Her şeyin bir zamanı, bir sırası vardı. Susuzluğumun, sabırla ve Allah’ın izniyle geçeceği, her şeyin bir anlamı olduğu hissiyle, içim huzurla dolmuştu.

Susuzluk ve Sabır: Bir Arayış

O an, sabrın gerçekten ne kadar değerli olduğunu bir kez daha fark ettim. Susuzluk sadece suyun eksikliği değildi, içimdeki tüm arzuların, beklentilerin eksikliği gibiydi. Bazen sabırla beklemek, en büyük fedakârlık ve en anlamlı ders oluyordu. O oruç, sadece bir açlık değil, ruhun ve bedenin gerçekten neye değer verdiğini anlamak içindi.

İftarın verdiği huzurla, o sabah annemin hazırladığı yemeklerin tadı, hiç olmadığı kadar güzel geldi. Ama susuzluk, sadece bedenimi değil, kalbimi de iyileştirmişti. Tıpkı oruç gibi, susuzluk da bana, kaybettiklerimin değerini öğretmişti.

İftar sonrası, annemle birlikte güneşin batışını izledik, Kayseri’nin o eşsiz manzarası, yaşadığım bu deneyimin güzelliğini bir kez daha gözlerimin önüne serdi. Susuzluk, sabır, umut… O an, her şeyin anlamı vardı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet yeni adresivdcasino sitesibetexper güncel adres